29.3.10

Ankara Bana Benzesin 1.1

Metronom kullanmak her babayiğidin harcı değilmiş. Her şey bir tarafa "tik-tak-tak-tak" sesi asfalyaları attırıyor... Çelik gibi sinir lazım! Ben de efendi gibi bir davul loop bulup onu dinleyerek kaydettim bu sefer... Denedim; 82 bpm'le cillop gibi oturuyor...

Şarkının yeni kaydı: Ankara Bana Benzesin



Oynamak isteyenler egekayacan @ gmail . com adresini kullanabilirler, iletişim için. Yorumlarla konuşmak zor oluyor.

IF performance hall 24 mart

Geride kalmış güzel bir geceydi, üzerine yazacak bir şey yoktu... Ama şu fotoğraflar gelince kuru kuru koymak da olmayacaktı!
Burcu Çetin'in ellerine sağlık...






27.3.10

Unutulan Lezzetler: Küçük Esat Mutfağı

Yurdumuzun gizli cennetlerinden biri olan Küçük Esat'ın Bardacık yöresinin bunca yıldır ihmal edilen mutfak kültüründen bir kesit sunmak istedim sizlere... Sağlıklı beslenmenin öneminin giderek arttığı şu günlerde tek yönlü beslenmenin en iyi örneklerinin sergilendiği taksim6 menüsüne bir göz atalım...

Şair Kebabı

Bir kilo kıyma (yağlı)
İki büyük soğan
İki büyük domates
İki ekmek
Zeytinyağı

Soğanlar küp küp doğranır... Tavada zeytinyağıyla öldürülür. Mutfak leş gibi kokunca, küp küp doğradığımız domates eklenir. Ocaktan bir sigara yakıldıktan sonra altı kısılır. "Kıyma nerede lan?" denerek kıyma istenir, tavadaki karışıma eklenir... Pişmeye başlayan kıyma tahta kaşıkla tak tak vurularak dağıtılır... Baharat eklenir...Sigara bitince kaşığın ucuyla küçük bir parça tadılır... Sonra yine tadılır, ekmek banılır.

Salonda yere gazete serildikten sonra tavadan ekmek banarak yenir... Coşku veren görünümü ve eşsiz lezzeti yanında, bu yemek tavanın yıkamaya gerek kalmayacak şekilde ekmekle sıyrılmasını sağladığı için son derece de pratiktir.

Hapishane Yemeği

Bir miktar kabak
Bir soğan
Bir miktar pirinç
Zeytinyağı
Salça

Kabaklar soyulur, dilimlenir... Tencerede kavrulan soğana salça eklenir. Bereketli olsun diye pirinç eklenir. Tencerede biraz tıkırdattıktan sonra "Olmuştur herhalde..." denerek kabaklar eklenir... Kabak kendi suyunu saldığı için ayrıca su eklemeye gerek yoktur... Sonuçta çıkacak şey bir boka benzemeyeceği için tuz karabiber kasmaya da gerek yoktur... Gayet doyurucu ve mülayemet veren bir yemektir...

Bardacık Pizza
Donmuş pizza
Sucuk

Dondurulmuş pizza üstüne sucuk eklenerek adam gibi bir şey haline getirilir, paket üzerinde ki pişirme yöntemine uyulur.

Margarin Soslu Spagetti
500 Gram Spagetti
Bir yemek kaşığı margarin

Bir paket spagetti haşlandıktan sonra, bir yemek kaşığı margarinle pişirilir... İnsansan tabaktan, değilsen tencereden yenir...

Tulum Peyniri
Tulum Peyniri
Ekmek
Kereviz sapı...

Kereviz sapları bir süre mutfakta bekletilir. Bu sırada tulum peyniri dilimler halinde hazırlanır... Ekmekle birlikte yenir... , iki ay kadar sonra kereviz sapları ne olduğu anlaşılamayacak hale gelince çöpe atılır.

Dürüm
Dürümcü aranır... Kişi sayısına göre sipariş verilir. Sos-soğan sorusuna tercihe göre cevap verilir. Bu tarifte iki kişilik dürümü anlattığım için bir sade soslu, bir soslu-soğanlı... Telefonun diğer ucundan "Lavaş iki..." uyarısı duyulunca telefon kapatılıp, beklenir. On beş dakika sonra afiyetle yenir. Doyurucu ve peklik veren bir yemektir...

Afiyet olsun...


Bardacık Sofrasında büyümüş Alper Kurt (solda) bilmediğim bir adama ödülünü verirken... (google fotoğraf koleksiyonundan)



Bardacık mutfağına buçuk anlayışını yerleştiren Cem Vardar Usta... (lise tişörtü içinde)

ABB'de şok gelişme

Halk arasında ABB olarak bilinen "Ankara Bana Benzesin"in demo kaydında gitarı metronomla sincap gibi çaldığımı zannediyordum! Bugün bir davul loopu denerken fark ettim; ritmi öyle bir kaçırmışım ki yakalayabilene aşkolsun! Özetle, ankara suratıma benzemiş...

En kısa zamanda yeni kaydı yükleyeceğim... Acelesi yok, zaten bu işte yer alacak herkes aynı benim gibi sallamacı! Keşke bu tip bir uyum olmasaydı aramızda...

Şarkıyla ilgili yorumlar da havaya soktu; bir kaç şarkı daha gelecek yakında. İsteyen istediğiyle uğraşsın...

20.3.10

Büyük Asap Bozukluğu

Kızın istediği her şeyi yaptım... Buna karşılık olarak öğle yemeğinde sadece 1 (yazıyla bir) inegöl köfte yeyince asaplarım bozuldu. Tavır yaptım... Arabaya kadar hiç konuşmadan yürüdük. Yerine oturturken "Barışalım artık..." falan dedi, tınmadım! "Yemeğini güzel yediğinde barışırız..." gibisinden bir şey söylemek için arkaya döndüğümde bir baktım uyumuş...

Şimdi uyanana kadar vicdan azabı içinde bekleyeceğim...


15.3.10

Ankara Bana Benzesin 1.0

Bu versiyon badem oldu, meraklısı buraya baksın...

Şarkının demosunu kaydettim sadece gitarla… Metronomla çaldım (çok sıkıcıymış) ritim ekleyeceklere kolaylık olsun diye. BPM 82… evet, yavaş bir şarkı.

Burdan indirebilir meraklısı: (http://www.divshare.com/download/10774556-b9a)

Akorlar:

Em Bm C D D7

C G D

Em Bm C D D7

C G D

C D BM C

Am D Em

C D Am Em

Am D Em

C D Am Em

Am B7 Em

kolay, yerleştirmesi size kalıyor…

Sade gitar (http://www.divshare.com/download/10774795-207)

ve vokal (http://www.divshare.com/download/10774796-4ad)

olarak iki ayrı track daha var, solo molo atacak olanlara ya da gitarları daha enteresan çalacak olanlara…

Ben daha güzel söylerim diyenler de olabilir… Muhakkak öyledir.

Davulcu bulduk galiba, dur bakalım… Tommy Lee'ye de kapak olacak hayırlısıyla!

Konuyla ilgili bazı ayrıntıları yorumlar kısmında açığa kavuşturmaya çalışıyoruz...

12.3.10

Pek Rakınrol

Pek rakınrol bir fikir geldi aklıma, önümüzdeki günlerde ilk adımı atıyorum. Ama benim adım atmam yetmeyecek, bir takım eli gitar tutan adamların da bu işe el atması gerekecek. Olay şudur. Ben bir bestemi çalıp buraya koyacağım… Ondan sonra isteyen üzerine solo atacak, tatlı bir bas ilave edecek, cilveli akorlarla süsleyecek falan… Sesi güzel olan vokallere de girişebilir; benim aklıma gelmeyen bir dolu enstrüman da devreye girebilir. Bakalım ne çıkacak ortaya…

Meraklısı varsa şimdiden haberleşelim…

5.3.10

Arananlar Şubat 2010

Her zamanki gibi google enteresan aramalar yönlendirmiş sayfama… Bir daha uğradıklarında elleri boş kalmasın diye yardımcı oluyorum.

radyo adamlılı

Haydi lilili lili lili yar!

kadında testosteron seviyesi ne olmalı

Hafif bıyığa izin veren çenede sakala yol açmayan bir seviyede olması iyidir. Toşbil boyutuna varmamalı elbette…

berk isimli bebeklerin kişilik özellikleri

Bildiğim kadarıyla temelde "sinan" isimli bebeklerle aynı kişilik özelliklerini taşırlar, ancak kuralları sorgulayıcı düşünce yapıları "ersin" isiml bebeklere özgüdür

bebeklerde osurukta zorlanma

Büyüyünce geçen, bir yaştan sonra da sevimliliğini kaybeden bir özelliktir. (30 yaşından sonra kesin kaybediyor)

badminton tişörtünde yazilan nasil olmali

Türkçe…

göbeğin yakışıyor

Bir erkek için "pipin gerçekten çok büyük"ten çok daha hoş bir iltifat.

jambon zımbaları

Sucuktur o… Ya da macar salamı!

taharet musluğu tamiri

Sorunu tam olarak anlamak gereklidir… Genelde dışarıda kalan ucundan tutup çekerek çözülür, bir daha böyle şeyler deneme!

eyerin iki yanında bulunan ve hayvana binildiğinde ayakların basılmasına yarayan, altı düz, demir halkaya ne denir?

Güzel kardeşim binicilik terimleri diye arasan ya, parmacıklarına yazık değil mi! Ama hayvanı tam belirtmediğinden bilemiyorum tabii…

otomobilden inerken donsuz bayan

Binerken donluysa arabada sorun var!

rüyada maymun boku görmek

Maymun boku nasıl ayırt ediliyor? Belirleyici özelliği nedir? Yok eğer maymunu kabahatini yaparken izlediysen rüya yorumu değil, psikanaliz gerekiyor sana…


 

4.3.10

Bilinmeze Yolculuk

Gösteri iyi geçmişti… Neşem çok yerindeydi. Onu öyle değil de şöyle deseydim belki komik olabilirdi, gibi takıntılar olmayacaktı kafamda. Otobüste yanımın boş olacağı da kesinleşmişti! Herşey tamamdı; çok tatlı bir uyku bekliyordu beni… Varan Ataşehir tesislerinde karşıma çıkan tabelayla gecem zehir oldu! Bakmamam lazımdı, beni ilgilendirmiyordu. Ama takıldı gözüm… Sonrasında da otobüs kalkana kadar gözlerimi ayıramadım. Süper zeki değilim, biliyorum. Ama tabelaları anlayamayacak kadar gerizekalı da değilim. "Park yapılmaz" "Menekşe Apartmanına aittir" "Bel Fıtığı…" falan gibi şeyleri görünce şıp diye mesajı alıyorum. Bu tabelayı çözemedim…

Fotoğrafını çektim:



Uykularım kaçtı… Hala anlamış değilim ne denmeye çalışıldığını. Dize dize ele almayı deneyeceğim sakin kafayla.

"Sayın yolcularımız…" Şair burada bize sesleniyor…

"Diğer yolcularımıza'da" Burada imla kurallarına bir başkaldırı var. Dahi anlamıdaki "de"yi ayrı yazma zorunluluğu karşısında bir isyan! Evet ayrı yazıyorum ama kelimeden tamamen ayırmıyorum. Gereksiz bir kesme işareti koyuyorum diyor şair.

"Hizmet verebilmek amacıyla…" normal burası…

"Oto parkımız 24 saat(…)" burada "lik" beyazla kapatılmış.

"Hizmet vermektedir" normal gibi…

"Saygıyla duyrulur" Bir harf eksik, mühim değil…

Gelelim esas soruya… Ne diyor şimdi bu tabela… Bir biz varız, sayın yolcular! Bir de diğer yolcular… 24 saat içinde hizmet alan herkes yani… Onlara hizmet verebilmek için, diğerlerine yani, bir şey yapılıyor anladığım kadarıyla. Ama ne yapıldığı belli değil.

24 saat esasına göre hizmet verildiği seziliyor…

"Lik" silinmeseydi herşey netleşecek miydi diye de düşündüm yine olmuyor… Neden silindiği de anlaşılamıyor. Belki de zamanında benim gibi biri daha takılmış bu tabelaya, dayanamayıp anlayamadığını iletmiş yetkililere… Onlar da "24 saatlik" yerine "24 saat" yazarsak herşey netleşir diye düşünmüşler. Netleşmemiş ama…

İstanbul'dan dönüşlerimin zehir olmaması için bir bana açıklayabilir mi buradaki gizli mesajı?

24.2.10

Fransız Basınında Ege Kayacan

Muhakkak okumuşsunuzdur ama kaçıranlar için buraya bir linkini koymak iyi olur dedim.


Canalblog adlı fransanın en etkili medya ortamında hakkımda güzel bir değerlendirme yazısı çıktı. Fransızcam çok zayıf ama şöyle diyor haber:

"Radyoculuktaki başarısını ebeveynliğe de taşımasını bilen Ege Kayacan, özgün aksesuarlarıyla fransız halkının gözdesi oldu. Kızını kucağına alırken objektiflere yakalanan çılgın türk her nedense eleştirmenlerden tam not aldı!"

Le edit: Bazı yorumcular google translate aracılığıyla ulaştıkları çevirilerle benim çevirim arasında tutarsızlıklar yakalamışlar. Google senin bu gurur verici başarını neden türkçeye doğru çevirmiyor, demeye getiriyorlar. Teşekkür ediyorum...

Bu arada öğretmenimizin sayfasına şu yorumu yapan rakınrol arkadaşa da şapka çıkarıyorum:

A la fi fi

Je cours chaque équipe (I run each team)

Posté par Evren, 24 février 2010 à 16:27

16.2.10

Hesap makineli saatim

Lost: Sezon Başı Şenlikleri

Yanlışlıkla berabervesolosohbetler.com'a yollamışım bu yazıyı... Burada olması lazım!

04 Şubat 2010 Perşembe


dün gece kız geç uyudu, biz de dizinin başına geç oturduk. İzlemeyenlerin keyfini kaçırmadan sadece şunu söyleyeyim: Sakallı Abi lafımı yedirdi bana... Lost hakkında söylenebilecek en güzel şeyi uzun süredir herşey hakkında söylüyorum zaten: "Ben artık hiç bir şeye şaşırmıyorum..."

Bu arada geçen gün beraber ve solo sohbetler'de değindiğimiz konudan bahsedeyim iki cümle. Lost fenomenini saçma bulanlara madalya takılmıyor. Şu hayatta kaç fenomen göreceğimiz belli değil. Yakaladığımıza dört elle sarılalım, millet nereye savruluyorsa oraya savrulalım... Hiç kimsenin duymadığı grupları dinlemek, bilmediği filmleri seyretmek elbette çok havalı (özellikle ortaokul yıllarında.) Ama bazen de sürüye katılmak lazım... Hele ki sürü coşmuş eğlenirken en başta olmalı insan!

Not: Yeni sezonda bir de "toranaga" çıktı başımıza...

12.2.10

Lostçuluk

Son bölümü izlerken Bürge'yle birbirimize dönüp "Biri gelse bize anlatsa neler olmuştu, kim kimdi diye ne güzel olurdu değil mi?" dedik. Zaten dizi karışık, kafalarımız da öyle… Uzun aralar falan filan derken çaresizlik içinde geçiyoruz ekran karşısına. Beşinci sezonun ardından şöyledir böyledir diye yazmıştım. O yazıklarım elimde patladığından beri teori meori yazmamaya yeminliyim. Ama şunu da söylemden edemeyeceğim alternatif gelecekte Benjamin Linus sitelerde mobilyacı olarak karşımıza çıkacak, zaman oynamalarını mobilyacıların zaman anlayışıyla açıklayacaklar…

Diziyi izleyeceğin akşam eve biri gelse… Uzman olarak. Sabahtan bölümü izlemiş olacak; soracağın her soruyu anında cevaplayacak. Bölüm öncesinde çaylar kahveler içilirken bir özet geçilecek; gecenin sonunda da kısa bir değerlendirme yapılacak… Çayını çorbasını eksik etmeyeceksin, parasını da zarf içinde verip yollayacaksın. Her zaman gelmesi şart değil… Paragöz bir adam olmazsa telefonda iki cümleyle de açıklayabilir…

  • Hocam akşam geliyor musun?
  • Yok kardeş, bu akşamki bölümde sıkıntı olmaz… Baktınız çok kafanız karışmış, ikinci sezonun altıncı bölümü izleyin, ortalarına biraz baksanız yeter…

Diyebilecek birisinden bahsediyorum… Ya da bir telefonla:

  • Ya hocam, karanlıklar içinden bir adam çıktı, yabancı gelmedi ama çıkaramadık…
  • Haa… O Denver… Benjamin'in kaynı… Dharma'da yanına aldırmıştı denizaltının LPGsini ruhsata işletmişti hani… Dilekçenin sıra numarası 108'di bu arada!

Gibi hap halinde verse bilgileri…

İzlediğinle yetinmeyeceksin, çalışacaksın demeyin. Diziyle ilgili yorum okumak da zorlaştı… "Şimdi bir şey dikkatimi çekti… Jack ilk bölümlere göre daha yaşlı göründüğüne göre black smoke cilde zararlı olabilir… Bu durumda içine black smoke kaçanlarda böbrek yetmezliği baş gösterebilir… Hugo'nun da son iki bölümdür gofret yemiyor olması şekerinin yüksek çıkmasına bağlı gibime geliyor." gibi şeylerin arasında akıllı adamların yazdıklarını bulmak çok zor…

Bunlar şimdi kaç yılında sorusu sorulduğunda diziyi durdurup düşünmeden cevap bulmak güzel olmaz mıydı? Benim bildiğim bu işi yapabilecek tek kişi var Emrah Güler (lost başucu kitabının yazarı) Eğlenceli de bir adam… Lostçu geldi, ayakkabıları kapının dışında çıkardı falan demezsiniz. (keşke dün Ankara radyosunda gördüğümde eve çağırsaydım duruma uyandırmadan… İki dilim su böreğiyle hallederdim 603'ü!)

Bu dizi hakkında bu kadar yazıp konuştuktan sonra finali özel bir organizasyona çevirmek şart oldu… Emrah Bey'e buradan açık davetiyem var…

9.2.10

Top 10 iphone Appz

İ phone'da kullanılan programların karakter tespitine yaradığını fark ettim… Bir kere paralı program kullanmayanlar kendini zeki sanan cimri insanlar oluyor genelde, kendimden biliyorum. Telefona trilyon verdikten sonra 0.99 cent'e kıyamayanlar için bir takım beleş programlar buldum.

i-yalaka: Telefon rehberinize ünlü isimler ekliyor, siz arkadaşlarınızla otururken telefonunuza mesaj gelmiş gibi yapıyor. "Akşam izledin mi? Nasıldım, senin tavsiyelerini denedim…" / Kenan İmirzalıoğlu ya da "Şarkıyı senin yardımın olmadan tamamlayamıyorum, hani bana söz yazacaktın" /Mazhar Alanson gibi… Siz de "yaa bu da yapıştı, bir türlü kurtulamıyorum lavuktan!" falan diyerek durumdan rahatsız olduğunuzu hissettiriyorsunuz… Programın ücretsiz uygulamasında sadece Soner Arıca'dan mesaj geliyor: "Hocam beni hatırladın mı? Soner ben… Seni gidi vefasız :)" Yalnız programda bug var… "Nikâh işi, kolay sen tostları al gel…" diye Bülent Ersoy'dan mesajlar geliyor…

Toshbil Lite: Telefonu cebinize koyuyorsunuz, sizin yerinize oranızı buranızı kaşıyor… Ücretli sürümünde burma fonksiyonu da var…

G-zeka: Gerizekalılarla konuşurken her dediğinizi otomatikman bir daha tekrarlama özelliği…

Aqm: Asker arkadaşlarınızla konuşurken çevredekileri rahatsız etmemek için tasarlanan bu programda her cümlenin arasına otomatik olarak "amına koyayım" deniyor…

İ farm: Farmville'de harcadığın zamanı ölçüp onun yerine neleri halledebileceğini hesaplıyor.

İ yeter: Sosyal ortamlarda telefonunuzla oynarken itici olmaya başladığınız zaman uyarıyor…

Keychain: Key ödemelerini takip edebileceğiniz harika bir uygulama.

Bildiğin Sucuk: Sucuk gibi parmakları olanlar için daha büyük ikonlar yaratıyor, narin parmak hissi yaratıyor…

İ keçe-lite: Ayakkabının içine koyuyorsun, sıcacık oluyor… İki telefon lazım ama… Ücretli sürümünü mes olarak da kullanabiliyorsun.

İzort: Uygunsuz yerlerde kaçan osuruklarda "Ben yapmadım, telefonum öyle çalıyor…" deme şansı veren iğrenç bir uygulama… Sessiz salınımlarda "sessize aldım!" demek işe yaramıyor ama…

25.1.10

sardunyaya giriş


Yeni telefon aldım ya, bütün özelliklerini kullanmazsam çatlarım... Bu benim masamdaki sardunya... Odun olarak diktim saksıya, masa lambasıyla coştu. Ara ara fotoğraflarını koyacağım buraya, zamanın nasıl geçtiğini anlayalım diye...

Esas sardunyalar balkondakiler, onların şovu baharda başlayacak!





21.1.10

Modern Sabahlar’dan Zorunlu Açıklama

Bir süredir programın başlangıç saatiyle ilgili tartışmaları üzülerek izliyoruz. Bilinmesini isteriz ki Modern Sabahlar üzerinde radyo yönetiminin, Odtü'de etkili çevrelerin ve hatta bazı dinleyicilerinin programın zamanında başlamasına dair yoğun bir baskı var. İfade özgürlüğünün savunucuları olarak uzun süre bu baskılara yattığımız yerden direndik. Ancak içinden geçtiğimiz süreçte bu baskılara direnecek gücümüz kalmadı.

Bir süredir programa sekiz dedin mi başlıyoruz… Baskılara daha fazla direnemedik, daha fazla uyuyamadık. (Gerçi ben kızı okula bırakmak için eskisinden de erken kalkan bir kişiyim, hakkımı yemesin kimse.)

Kamuoyuna sevgiyle duyurulur.

12.1.10

yayından...

murat gürdal akkoç bu çalışmasını nedense benimle paylaşmak istemiş... Çağdaş Yayıncılık Anlayışı'nda bu tip şeyler çok normal!

5.12.09

Hangisi Ölecek

Lost'ta 6. sezona az kaldı. Unutulmaz bir final için sağlam bir ölüm gerekiyor… Öyle Sayid'le falan olacak şey değil. Bana göre (içim kan ağlasa da) şu üçünden biri roketlemeli… Ama hangisi?

Sawyer: Çok çileler çekti garibim… Kendi paçasını kurtarmaya bakan bir adam olarak tanımıştık ama yeri geldiğinde diğerlerini kurtarmak için helikopterden atlamak gibi şık hareketlere imza attı. İmkan verildiğinde ideal koca olabileceğini gösterdi. Juliet'in kuyuya düşmesinden sonra ne olur bilemiyorum, göreceğiz. Bana kalıcı gibi geliyor…

Kate: Öldürürlerse şık mı olur karar veremiyorum… Jack ve Sawyer onu kurtarmak için yırtınırken bir artistlik yapıp kendini feda edebileceğini düşünüyorum bir taraftan. Ama ölürse ortada düdük gibi kalan Jack ve Sawyer'la nasıl final yapacak dizi bilemiyorum.

Jack: Bana göre roketlere yan basacak adam Jack'tir… Sawyer ölse, Kate buna kalacak ama ilişkiyi suratına benzeteceğini biliyoruz, izledik. Artık finalde nasıl bir çıkmaz olur bilmiyorum ama durumu çözmek için kendini feda edecek bir Jack çok mantıklı geliyor bana. Ölüme gitmeden önce de artist artist bir laf edecek, sonra da izleyicilerin alkışları ve Kate'in gözyaşları arasında uzaklaşacak diyorum ben. Zaten karakteri itibariyle mutlu olamayacak bir adam, bari mutlu olacakların yolundan çekilsin. O Sawyer Kate'i kraliçe gibi yaşatır… Ama ilişkilerinin üzerinde her daim jack'in hayaleti dolaşır.

Göreceğiz artık, bir şey kalmadı…