29.3.10
Ankara Bana Benzesin 1.1
IF performance hall 24 mart
27.3.10
Unutulan Lezzetler: Küçük Esat Mutfağı
ABB'de şok gelişme
20.3.10
Büyük Asap Bozukluğu
15.3.10
Ankara Bana Benzesin 1.0
Bu versiyon badem oldu, meraklısı buraya baksın...
Şarkının demosunu kaydettim sadece gitarla… Metronomla çaldım (çok sıkıcıymış) ritim ekleyeceklere kolaylık olsun diye. BPM 82… evet, yavaş bir şarkı.
Burdan indirebilir meraklısı: (http://www.divshare.com/download/10774556-b9a)
Akorlar:
Em Bm C D D7
C G D
Em Bm C D D7
C G D
C D BM C
Am D Em
C D Am Em
Am D Em
C D Am Em
Am B7 Em
kolay, yerleştirmesi size kalıyor…
Sade gitar (http://www.divshare.com/download/10774795-207)
ve vokal (http://www.divshare.com/download/10774796-4ad)
olarak iki ayrı track daha var, solo molo atacak olanlara ya da gitarları daha enteresan çalacak olanlara…
Ben daha güzel söylerim diyenler de olabilir… Muhakkak öyledir.
Davulcu bulduk galiba, dur bakalım… Tommy Lee'ye de kapak olacak hayırlısıyla!
Konuyla ilgili bazı ayrıntıları yorumlar kısmında açığa kavuşturmaya çalışıyoruz...
12.3.10
Pek Rakınrol
Pek rakınrol bir fikir geldi aklıma, önümüzdeki günlerde ilk adımı atıyorum. Ama benim adım atmam yetmeyecek, bir takım eli gitar tutan adamların da bu işe el atması gerekecek. Olay şudur. Ben bir bestemi çalıp buraya koyacağım… Ondan sonra isteyen üzerine solo atacak, tatlı bir bas ilave edecek, cilveli akorlarla süsleyecek falan… Sesi güzel olan vokallere de girişebilir; benim aklıma gelmeyen bir dolu enstrüman da devreye girebilir. Bakalım ne çıkacak ortaya…
Meraklısı varsa şimdiden haberleşelim…
5.3.10
Arananlar Şubat 2010
Her zamanki gibi google enteresan aramalar yönlendirmiş sayfama… Bir daha uğradıklarında elleri boş kalmasın diye yardımcı oluyorum.
radyo adamlılı
Haydi lilili lili lili yar!
kadında testosteron seviyesi ne olmalı
Hafif bıyığa izin veren çenede sakala yol açmayan bir seviyede olması iyidir. Toşbil boyutuna varmamalı elbette…
berk isimli bebeklerin kişilik özellikleri
Bildiğim kadarıyla temelde "sinan" isimli bebeklerle aynı kişilik özelliklerini taşırlar, ancak kuralları sorgulayıcı düşünce yapıları "ersin" isiml bebeklere özgüdür
bebeklerde osurukta zorlanma
Büyüyünce geçen, bir yaştan sonra da sevimliliğini kaybeden bir özelliktir. (30 yaşından sonra kesin kaybediyor)
badminton tişörtünde yazilan nasil olmali
Türkçe…
göbeğin yakışıyor
Bir erkek için "pipin gerçekten çok büyük"ten çok daha hoş bir iltifat.
jambon zımbaları
Sucuktur o… Ya da macar salamı!
taharet musluğu tamiri
Sorunu tam olarak anlamak gereklidir… Genelde dışarıda kalan ucundan tutup çekerek çözülür, bir daha böyle şeyler deneme!
eyerin iki yanında bulunan ve hayvana binildiğinde ayakların basılmasına yarayan, altı düz, demir halkaya ne denir?
Güzel kardeşim binicilik terimleri diye arasan ya, parmacıklarına yazık değil mi! Ama hayvanı tam belirtmediğinden bilemiyorum tabii…
otomobilden inerken donsuz bayan
Binerken donluysa arabada sorun var!
rüyada maymun boku görmek
Maymun boku nasıl ayırt ediliyor? Belirleyici özelliği nedir? Yok eğer maymunu kabahatini yaparken izlediysen rüya yorumu değil, psikanaliz gerekiyor sana…
4.3.10
Bilinmeze Yolculuk
Fotoğrafını çektim:
Uykularım kaçtı… Hala anlamış değilim ne denmeye çalışıldığını. Dize dize ele almayı deneyeceğim sakin kafayla.
"Sayın yolcularımız…" Şair burada bize sesleniyor…
"Diğer yolcularımıza'da" Burada imla kurallarına bir başkaldırı var. Dahi anlamıdaki "de"yi ayrı yazma zorunluluğu karşısında bir isyan! Evet ayrı yazıyorum ama kelimeden tamamen ayırmıyorum. Gereksiz bir kesme işareti koyuyorum diyor şair.
"Hizmet verebilmek amacıyla…" normal burası…
"Oto parkımız 24 saat(…)" burada "lik" beyazla kapatılmış.
"Hizmet vermektedir" normal gibi…
"Saygıyla duyrulur" Bir harf eksik, mühim değil…
Gelelim esas soruya… Ne diyor şimdi bu tabela… Bir biz varız, sayın yolcular! Bir de diğer yolcular… 24 saat içinde hizmet alan herkes yani… Onlara hizmet verebilmek için, diğerlerine yani, bir şey yapılıyor anladığım kadarıyla. Ama ne yapıldığı belli değil.
24 saat esasına göre hizmet verildiği seziliyor…
"Lik" silinmeseydi herşey netleşecek miydi diye de düşündüm yine olmuyor… Neden silindiği de anlaşılamıyor. Belki de zamanında benim gibi biri daha takılmış bu tabelaya, dayanamayıp anlayamadığını iletmiş yetkililere… Onlar da "24 saatlik" yerine "24 saat" yazarsak herşey netleşir diye düşünmüşler. Netleşmemiş ama…
İstanbul'dan dönüşlerimin zehir olmaması için bir bana açıklayabilir mi buradaki gizli mesajı?
24.2.10
Fransız Basınında Ege Kayacan
A la fi fi
Je cours chaque équipe (I run each team)
16.2.10
Lost: Sezon Başı Şenlikleri
Yanlışlıkla berabervesolosohbetler.com'a yollamışım bu yazıyı... Burada olması lazım!
04 Şubat 2010 Perşembe
12.2.10
Lostçuluk
Son bölümü izlerken Bürge'yle birbirimize dönüp "Biri gelse bize anlatsa neler olmuştu, kim kimdi diye ne güzel olurdu değil mi?" dedik. Zaten dizi karışık, kafalarımız da öyle… Uzun aralar falan filan derken çaresizlik içinde geçiyoruz ekran karşısına. Beşinci sezonun ardından şöyledir böyledir diye yazmıştım. O yazıklarım elimde patladığından beri teori meori yazmamaya yeminliyim. Ama şunu da söylemden edemeyeceğim alternatif gelecekte Benjamin Linus sitelerde mobilyacı olarak karşımıza çıkacak, zaman oynamalarını mobilyacıların zaman anlayışıyla açıklayacaklar…
Diziyi izleyeceğin akşam eve biri gelse… Uzman olarak. Sabahtan bölümü izlemiş olacak; soracağın her soruyu anında cevaplayacak. Bölüm öncesinde çaylar kahveler içilirken bir özet geçilecek; gecenin sonunda da kısa bir değerlendirme yapılacak… Çayını çorbasını eksik etmeyeceksin, parasını da zarf içinde verip yollayacaksın. Her zaman gelmesi şart değil… Paragöz bir adam olmazsa telefonda iki cümleyle de açıklayabilir…
- Hocam akşam geliyor musun?
- Yok kardeş, bu akşamki bölümde sıkıntı olmaz… Baktınız çok kafanız karışmış, ikinci sezonun altıncı bölümü izleyin, ortalarına biraz baksanız yeter…
Diyebilecek birisinden bahsediyorum… Ya da bir telefonla:
- Ya hocam, karanlıklar içinden bir adam çıktı, yabancı gelmedi ama çıkaramadık…
- Haa… O Denver… Benjamin'in kaynı… Dharma'da yanına aldırmıştı denizaltının LPGsini ruhsata işletmişti hani… Dilekçenin sıra numarası 108'di bu arada!
Gibi hap halinde verse bilgileri…
İzlediğinle yetinmeyeceksin, çalışacaksın demeyin. Diziyle ilgili yorum okumak da zorlaştı… "Şimdi bir şey dikkatimi çekti… Jack ilk bölümlere göre daha yaşlı göründüğüne göre black smoke cilde zararlı olabilir… Bu durumda içine black smoke kaçanlarda böbrek yetmezliği baş gösterebilir… Hugo'nun da son iki bölümdür gofret yemiyor olması şekerinin yüksek çıkmasına bağlı gibime geliyor." gibi şeylerin arasında akıllı adamların yazdıklarını bulmak çok zor…
Bunlar şimdi kaç yılında sorusu sorulduğunda diziyi durdurup düşünmeden cevap bulmak güzel olmaz mıydı? Benim bildiğim bu işi yapabilecek tek kişi var Emrah Güler (lost başucu kitabının yazarı) Eğlenceli de bir adam… Lostçu geldi, ayakkabıları kapının dışında çıkardı falan demezsiniz. (keşke dün Ankara radyosunda gördüğümde eve çağırsaydım duruma uyandırmadan… İki dilim su böreğiyle hallederdim 603'ü!)
Bu dizi hakkında bu kadar yazıp konuştuktan sonra finali özel bir organizasyona çevirmek şart oldu… Emrah Bey'e buradan açık davetiyem var…
9.2.10
Top 10 iphone Appz
İ phone'da kullanılan programların karakter tespitine yaradığını fark ettim… Bir kere paralı program kullanmayanlar kendini zeki sanan cimri insanlar oluyor genelde, kendimden biliyorum. Telefona trilyon verdikten sonra 0.99 cent'e kıyamayanlar için bir takım beleş programlar buldum.
i-yalaka: Telefon rehberinize ünlü isimler ekliyor, siz arkadaşlarınızla otururken telefonunuza mesaj gelmiş gibi yapıyor. "Akşam izledin mi? Nasıldım, senin tavsiyelerini denedim…" / Kenan İmirzalıoğlu ya da "Şarkıyı senin yardımın olmadan tamamlayamıyorum, hani bana söz yazacaktın" /Mazhar Alanson gibi… Siz de "yaa bu da yapıştı, bir türlü kurtulamıyorum lavuktan!" falan diyerek durumdan rahatsız olduğunuzu hissettiriyorsunuz… Programın ücretsiz uygulamasında sadece Soner Arıca'dan mesaj geliyor: "Hocam beni hatırladın mı? Soner ben… Seni gidi vefasız :)" Yalnız programda bug var… "Nikâh işi, kolay sen tostları al gel…" diye Bülent Ersoy'dan mesajlar geliyor…
Toshbil Lite: Telefonu cebinize koyuyorsunuz, sizin yerinize oranızı buranızı kaşıyor… Ücretli sürümünde burma fonksiyonu da var…
G-zeka: Gerizekalılarla konuşurken her dediğinizi otomatikman bir daha tekrarlama özelliği…
Aqm: Asker arkadaşlarınızla konuşurken çevredekileri rahatsız etmemek için tasarlanan bu programda her cümlenin arasına otomatik olarak "amına koyayım" deniyor…
İ farm: Farmville'de harcadığın zamanı ölçüp onun yerine neleri halledebileceğini hesaplıyor.
İ yeter: Sosyal ortamlarda telefonunuzla oynarken itici olmaya başladığınız zaman uyarıyor…
Keychain: Key ödemelerini takip edebileceğiniz harika bir uygulama.
Bildiğin Sucuk: Sucuk gibi parmakları olanlar için daha büyük ikonlar yaratıyor, narin parmak hissi yaratıyor…
İ keçe-lite: Ayakkabının içine koyuyorsun, sıcacık oluyor… İki telefon lazım ama… Ücretli sürümünü mes olarak da kullanabiliyorsun.
İzort: Uygunsuz yerlerde kaçan osuruklarda "Ben yapmadım, telefonum öyle çalıyor…" deme şansı veren iğrenç bir uygulama… Sessiz salınımlarda "sessize aldım!" demek işe yaramıyor ama…
27.1.10
26.1.10
25.1.10
sardunyaya giriş
Yeni telefon aldım ya, bütün özelliklerini kullanmazsam çatlarım... Bu benim masamdaki sardunya... Odun olarak diktim saksıya, masa lambasıyla coştu. Ara ara fotoğraflarını koyacağım buraya, zamanın nasıl geçtiğini anlayalım diye...
21.1.10
Modern Sabahlar’dan Zorunlu Açıklama
Bir süredir programın başlangıç saatiyle ilgili tartışmaları üzülerek izliyoruz. Bilinmesini isteriz ki Modern Sabahlar üzerinde radyo yönetiminin, Odtü'de etkili çevrelerin ve hatta bazı dinleyicilerinin programın zamanında başlamasına dair yoğun bir baskı var. İfade özgürlüğünün savunucuları olarak uzun süre bu baskılara yattığımız yerden direndik. Ancak içinden geçtiğimiz süreçte bu baskılara direnecek gücümüz kalmadı.
Bir süredir programa sekiz dedin mi başlıyoruz… Baskılara daha fazla direnemedik, daha fazla uyuyamadık. (Gerçi ben kızı okula bırakmak için eskisinden de erken kalkan bir kişiyim, hakkımı yemesin kimse.)
Kamuoyuna sevgiyle duyurulur.
12.1.10
yayından...
5.12.09
Hangisi Ölecek
Lost'ta 6. sezona az kaldı. Unutulmaz bir final için sağlam bir ölüm gerekiyor… Öyle Sayid'le falan olacak şey değil. Bana göre (içim kan ağlasa da) şu üçünden biri roketlemeli… Ama hangisi?
Sawyer: Çok çileler çekti garibim… Kendi paçasını kurtarmaya bakan bir adam olarak tanımıştık ama yeri geldiğinde diğerlerini kurtarmak için helikopterden atlamak gibi şık hareketlere imza attı. İmkan verildiğinde ideal koca olabileceğini gösterdi. Juliet'in kuyuya düşmesinden sonra ne olur bilemiyorum, göreceğiz. Bana kalıcı gibi geliyor…
Kate: Öldürürlerse şık mı olur karar veremiyorum… Jack ve Sawyer onu kurtarmak için yırtınırken bir artistlik yapıp kendini feda edebileceğini düşünüyorum bir taraftan. Ama ölürse ortada düdük gibi kalan Jack ve Sawyer'la nasıl final yapacak dizi bilemiyorum.
Jack: Bana göre roketlere yan basacak adam Jack'tir… Sawyer ölse, Kate buna kalacak ama ilişkiyi suratına benzeteceğini biliyoruz, izledik. Artık finalde nasıl bir çıkmaz olur bilmiyorum ama durumu çözmek için kendini feda edecek bir Jack çok mantıklı geliyor bana. Ölüme gitmeden önce de artist artist bir laf edecek, sonra da izleyicilerin alkışları ve Kate'in gözyaşları arasında uzaklaşacak diyorum ben. Zaten karakteri itibariyle mutlu olamayacak bir adam, bari mutlu olacakların yolundan çekilsin. O Sawyer Kate'i kraliçe gibi yaşatır… Ama ilişkilerinin üzerinde her daim jack'in hayaleti dolaşır.
Göreceğiz artık, bir şey kalmadı…












