13.6.08

Mark "Kof"ler İstanbul'da

Mark Knopfler'ın istanbul konserindeki coşkuyu nasıl tarif edebileceğimi bilmiyorum... Tonton bir dedeyle tombala oynamak gibi, ama oyunun ortasında bir süredir ölü olduğunu fark ediyorsun! Bir de tonton falan da değil rahmetli, bildiğin mendebur! Geceyi size şöyle özetleyeyim:

Konserin başında en arkalardaydım; seyircilerin arasındaki nezaket boşluklarından yılan gibi sıyrılarak ilk şarkı bitmeden sahne önüne ulaştım! Daha önce hiç duymadığım o şarkı bittiğinde bir alkış koptu. Mark Dede, "Allah belanızı versin inşallah!" der gibi bakarak ikinci şarkıya başladı. O şarkıyı da duymamıştım, ama dinler dinlemez ilk şarkıdan daha sıkıcı olduğuna karar verdim... İlk yarım saat boyunca hiçkimsenin bilmediği şarkıları çaldı Mark Knopfler... Hatta şarkılardan birini gitarcı da (Baskın Oran'a benzeyen amca...) daha önce duymamıştı sanki. Bu arada ben daha da büyüyen boşlukları kullanarak en arkaya dönmüştüm.

Neyse ki Mark Knopfler şarkıların sıkıcılığını unutturacak kadar suratsızdı. Benim bildiğim şarkı sonlarında bir "tenkyu" ya da ne bileyim "oh ye!" falan denir. Zannediyorum alkışları anasına küfür olarak algıladığı için böyle bir iletişime girmemeyi tercih etti sanatçımız. Hayatımda ilk kez seyircilerin sahnedekileri havaya sokmak için tempo tutmasına şahit oldum. Elbette ki Mark Knopfler'ın nemrutluğu bu girişimi de sonuçsuz bırakacaktı.

Birbiri ardına gelen bilinmeyen şarkılardan sonra birden Romeo&Juliet'in girişi duyuldu! Seyirci sonunda eşlik edecek bir şarkıya kavuşmanın coşkusuyla ne yapacağını şaşırdı. Huşu içinde salınarak dinlenecek o şarkıda mutluluktan pogo yapanlar bile oldu! Şarkı bittiğinde Mark Knopfler'ın yüzünde insanları sevindirmiş olmanın üzüntüsü vardı.

Sultans Of Swing'i, daha sıkıcı olsun diye herhalde, düşük tempoyla çalmaya başladığında gitme zamanının geldiğini anladım. Çok acı ama gecenin en eğlenceli anları taksi durağına doğru yürürken konserin sesinin yavaş yavaş trafik uğultusunun içinde kaybolması sırasında yaşandı. Taksiye 20 YTL vermiş olmanın sıkıntısı konser biletine 350 YTL vermiş insanları hatırlamamla dağıldı gitti...

Velhasıl ölmeden önce Mark Knopfler konseri de izlemiş oldum. Keşke Mark Knopfler da ölmeden önce olsaydı bu konser.

4 yorum:

Tolga dedi ki...

Bazı müzisyenler vardır; tamam, yurtdışında da sevilir edilir bunlar, ama Türkiye'de nedense ayrı bir "saygı" duyulur (şu "emeğe saygı" meselesine de hastayım), fazlaca sevilir. Benim için o adamlardan biridir Mark Knopfler. Zaten solo albümlerini falan dinlemedim, dinlemekle de vakit kaybedesim yok açıkçası; ancak Dire Straits de ölesiye sıkıcıdır. Ha, zamanında Sultans of Swing'le coşmadık mı? Coştuk. Money for Nothing'i 90'lık kasete çektirmedik mi? Çektirdik. Bunlar ayrı konular.

Bu yazını okuyunca da çok eğlendim yahu. Bugünlerde bu blogun sıkça güncellenmeye başlamış olması da ayrıca sevindirici.

Marchioly dedi ki...

Bravo! Bravaaa ve bis bis bis...

İnanın Sayın Kayacan bu yazınızı ilk okuduğumda bu yorumu yapacaktım ancak kafamı toparlayamadım.

Öncelikle sizi açık yüreklilikle 350 YTL bayılarak girdiğiniz bir konserin o ya da bu sebepten bir halta yaramadığını görünce "amaaan param yanmasın" mantığıyla mücadele etmeden basıp çıkabilidğiniz için kutlarım.

Çok öyle dolu dolu bir konser katılımcısı profilim olmasa da ben de oldukça fazla bulundum ve bir konserin vasat sınırlarından hızlaq aşağı kaydığını görünce çıkıp gitmek istediğimde her zaman çevrem tarafından kınandım.

İnsanların genel eğilimi "ulan parasını verdim nolcak 1-2 saat daha sarmayan bu müzik eşliğinde uyuz uyuz hareketler yapayım, gerekirse bulduğum her türlü naneyi içerek eğlenmiş imajımı sarsmayayım"dır. Bu insanlar halk arasında "uyumlu" olarak nitelenir. Ama " yaaa bu konser boktan gidiyor kardeşim!!" diye bağırarak kralın aslşında çıplak olduğunu vurgulayan herkes "uyumsuz, gıcık, nemrut, mızmız, kamu huzurunu ve güvenliğini tehdit eden" kişi olarak suçlanır hemen. Sizi idare etmek için "al bi bira iç, al biraz şarap çek işte ne güzel" şeklinde müdahalelerde bulununlar da gözünüzde hızla organik israf mertebesine yükselir. "Ulan ben içip içip kendimden geçecek olsam onca yol gelmez, saatlerce sıra beklemez, bi dünya para dökmez bunu evimde yapardım" derseniz de "asosyal" olarak damgalanırsınız işin tuhafı.

Bir konser boktansa; "sosyal" kişiliklerin ezikliklerini ve yalnızlıklarını gizlemek adında içgüdüsel bir şekilde mağra öğrencisi topluluklarına dönme eğiliminden dolayı hala doluysa emin olun Mark Amca'nın mumyası bile hala bilet sattırır.

Saygılarımla.

boboo dedi ki...

zahmet edip turnenin setlistine baksaydınız böyle saygısız ve seviyesiz bir yazı yazmaz, 350 tl bayılmamış olurdunuz. mark knopfler zaten hiçbir zaman bir ohh yeahhh adamo olmamıştır mekanize çalar gider. 61 yaşına gelmiş bir adamı hiç takip etmeyip hala 30 yaş performansını beklemek ise müzik adına ne kadar bilgisiz olduğunuzun kanıtıdır. ve liütfen bilginiz olmadığı konularda yazı yazarken çok iddialı konuşmayın. bir de yukardaki arkadaş, haahh sen evet ne alaka sosyal kişilikle konser terketme ?

ege dedi ki...

61 yaşında adamdan 30 yaşındaki adam performansı beklemek müzik değil insan bedeni hakkında cehalet göstergesidir. Gerçi burada beklenen şey cambazlık olmadığı için bir cehalet de söz konusu değil! Saygı ve seviye meselesine hiç girmeyelim...