3.3.09

Sandık

Taksim6 olarak bir ara hastalıklı bir şeye merak salmıştık:

Bayan Anonslu Kaset!

Maltepe'de asker malzemeleri satan bir pasajda yapılıyordu. Şarkı listesini hazırlayıp, hazır metinlerdeki boşlukları dolduruyordun. O metinler bayan denilen kötü aksanlı bir kadın tarafından seslendirilip kasedin başına koyuluyordu. Şöyle bir şey çıkıyordu ortaya…

(telefon çalar

- İyi günler… Ege Kayacan'la görüşebilir miyim?

- Maalesef görüşemezsiniz hanımefendi…

- Neden? Kendisi bu numaradan görüşebileceğimi söylemişti…

- Görüşemezsiniz çünkü o şimdi asker hanımefendi!

- Peki bana bir mesajı var mı?

- Var… Sizi çok sevdiğini ve şafak sömestre… (Bu son cümlede adamın ses tonunda ne dediğini bilemeyen adamın tereddüdü var)

(şarkılar başlar… Ağır arabesk!)

O kasetlerden birinde arka arkaya balyoz gibi Müslüm Gürses'in balyoz gibi şarkıları vardı arka arkaya: İsyanlardayım, Şu Dağlarda, Vazgeçmem…

İlk önce şarkıların hastası olmuştum…

Sonra haberlerde konserlerdeki jiletçi görüntüleriyle haberlerde karşıma çıktı! Aha, dedim, gerçek rock yıldızı!

O jiletçilerden bir kaçını bir araya toplayıp mikrofon tutmuşlardı bir kanalda. Bir tane sakallı vardı aralarında… Donuk! Grup bir ağızdan Müslüm Gürses şarkıları söylerken o da başka bir boyutu inceleyen gözlerle davul tokmaklıyordu, kafasına göre… Sonra buna sen niye kendini kesiyorsun diye sordu biri. Bir an için bizim dünyamıza geçti, "Biz konserlerden önce ap alıyoruz… Alkol apı!" dedi. Sonra yine madde ve mana arasında sıkışmış o garip aleme döndü.

Alkol apını bulamadığım için , artık neyse o, jilete davranmadım hiç… Ama hayranlık devam etti. O zamanlar, 90'lar, belli bir kesimde Müslüm Gürses'in adını anmak bugünkü kadar kolay değildi. En fazla "Müslüm Baba… Eki eki… Lavuğum ben!" gibi cümleler kurulabiliyordu. Biz lavuk değildik… (hastaydık, ayrı…) Odtü'den otostopçu alıp Müslüm dinleterek Esat'a kadar götürme gibi şeylerle eğleniyorduk. Yazıkmış bize aslında, neyse…

Müslüm Gürses'in hayat karşısındaki duruşu ilk etapta karikatür gibi geliyordu… Oysa o duruş hayatı karikatür haline getiren ilahi bir duruştu! Baba tanımı yetersizdi. Baba, oğul, Kutsal Ruh ve bizim enişte olarak dikiliyordu!

Sonra insanların arasına karışmaya karar verdi… Onun konumundaki hiçbir sanatçının yapamayacağı şeyi yaptı, kendi efsanesini yıktı. Bir gecede olmadı… Müslüm Baba, Müslüm Gürses'e direndi… Yapma, delikanlıya yakışmaz… Gel sana alkol apı vereyim!" dedi, dinletemedi. Jiletle okşadı, durduramadı. Müslüm Gürses bambaşka bir adam olarak yeniden doğdu…

Arada yanlış işler de olmadı değil. O Murathan Mungan albümü mesela… Bazı şarkıları "şafak sömestre" gibi söylüyordu.

Ama bu Sandık! Of…

Ceza ve Öykü Gürman düetleri tam hit! Gerçi albümdeki bütün şarkılar eski hit'ler! Sanki bu şarkılar hep Müslüm Gürses'inmiş de bize başkalarından dinletmişler gibi… Yıllar boyunca şokella yiyen çocuğun nutella'yla karşılaşma anında hissettiklerine yakın şeyler yaşıyorsunuz şarkıları dinlerken. Senden Vazgeçmem'i dinlerken de bir rock yıldızının gitarla buluşmak için neden bu kadar beklediğine kafa yorarken buldum kendimi!

"Olmadı yar!" diyerek başlamıştı yeni Müslüm Gürses…

Oldu…

2 yorum:

ferulago dedi ki...

Maltepe alt geçidinden geçerken hep o yazıları görürdüm vitrinlerde ama ne olduğuna anlam veremezdim. :) Müslüm Gürses'i son zamanlarda ben de pek takdir ediyorum. Son albümünü mutlaka dinlemeli. Teoman'dan Paramparça'yı söyledikten sonra "kaset yeni çıktı ama şarkıyı ezberlemişsiniz" demesini hala gülerek hatırlarım.

aybüke dedi ki...

Ege bey, aynı dönemin opti çocukları değiliz ama benim zamanımda (3 yıl öncesi) arkadaşların evinde (100. yılın bira dolu evlerinden biri) Müslüm Gürses'in vaaaakti zamanında Almanya'da kaydedilmiş bir albümünün "kaseti" vardı. İnanılmaz güzel bi albüm, bas gitar soloları, elektro gitar soloları vs vs coşku dolu bir kayıttı.

Onu da yeniden dinlemeyi çok isterdim.. Bulabilirseniz size de tavsiye ederim :)