4.11.08

Güneşin Oğlu

Polis'ten sonra Güneşin Oğluyla karşımıza çıkacak olan senarist-yönetmen Onur Ünlü, meğer "Ah! Muhsin Ünlü" adlı şairmiş aynı zamanda. Vay be!

Ekşi Sözlük yazarı kefci2000'den şunu öğreniyoruz:

-şair olarak film çekmenin zihinsel ve pratik anlamı nedir?

diye sorarlar kendisine. cevabı ise şöyle olur:

-müsaade ederseniz şöyle söyleyeceğim. ben şairim evet. ama bu benim özel hayatım. bu yüzden izin verirseniz şiirle ilgili soruları yanıtlamak istemiyorum.

Nasıl bir şairdir diyenlere:

"sen beni öpersen belki de ben fransız olurum
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.

-senegalliler dahil değil

sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin

-yoksa seni rahatsız mı ettim?

sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak

-freud diye bir şey yoktur.

sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.

-haydi iç de çay koyayım.

ah muhsin ünlü"

Şiirin ve şairin dostu Kayacan Blogculuk Güneşin Oğlu'na başarılar diler...

http://www.gunesinoglu.com

2 yorum:

Yo Arkadaşım dedi ki...

Polis filmi gerçekten muhteşem bir filmdi, her ne kadar filmin sonunda 'korsan alırsan film böyle ortada takılır kalır' diye filmin finalini pek iştahla izleyemedik ama güneşin oğlu komedi filmi olacakmış ve kesinlikle sinemada izlemeyi planlıyorum.

silgi dedi ki...

manitayla daha yeni tanıştığımız dönemlerde bu şiirden dörtlükleri ultraanlamsız mektuplarımın sonlarına serpiştirip gönderiyordum ona. acayip etkileniyordu, o etkilendikçe ben de havalara giriyordum. mesela oturup çay içerken filan "senegalliler dahil değil!" diye bağırdığım oluyordu. beni deli sandığı için mi tavlandı adam, bilemiyorum. ama hakikaten freud diye bir şey yoktur bence.