30.10.08

Jest ve Mimik: Erdal Özmen

Jest ve Mimik adı altında hayatıma önemli etkileri olan insanları anlatmaya karar verdim. Gündemde ekonomik kriz varken beni 1999'daki şahsi iktisadi krizimden kurtaran Erdal Özmen'le başlamak istedim. İktisadi kriz derken, Odtü İktisat'tan mezun olma krizim.

İlk yıl uyanamamıştım. Sadece dersler değil, üniversite'yle ilgili her şey yeniydi. İkinci yılın hemen başında bir mikro dersinde farkına vardım: Konuşulanlardan hiçbir şey anlamıyordum. Bunu belli etmemeye çalışarak altı yıl geçirdim ODTÜ'de. Giderek zorlanıyordum ama gerizekalı değil de çalışmamış görünmeyi başarıyordum. Ekonometriyle karşılaşana kadar. Bu yazı kendi acıklı hikayemi anlatmak için yazılmıyor, o yüzden hemen esas konuya geçelim. Son engel 302. Bu arada başka derslerle de uğraşıyorum ama onlar kolay. Kolay dediğim anlaşılıyor. Ekonometride yaşadığım çaresizliği şöyle anlatayım:

Matematik ağırlıklı bir alan olduğu için para üstü problemi uygun olacak. Derste çözülen problem şöyle bir şey… "Ali'nin 50 lirası vardır. 15 lira harcadıktan sonra kaç lirası kalır?" Cevap basit 35! Ancak bu cevaba nasıl ulaşıldığını bilmediğinizi düşünün. 50'den 15 çıkarılacak, bunu biliyorsunuz. Ama "neden çıkarma" sorusunu cevaplayamıyorsunuz. Dolayısıyla sınavda Ali'nin 50 lirasından geriye 35 lira kalmıştır. Ne kadar harcamıştır?" gibi biraz değişitirilmiş bir soruyla karşılaşınca ne yapılacağını bilmiyor, bilemiyorsunuz. Harcadığını verse çözeceğim, gibi acıklı cümleler kuruyorsunuz.

Bu durumu acıklı buluyorsanız, daha da beterini anlatayım. Final sınavına kantinden aldığım hesap makinesiyle girmişim, dana kadar! Tuşlarına Macar salamıyla basılması için tasarlanmış. Neyse, ben hesaplara giriştim. Büyüleyici şekilde tam sayılar çıkmaya başladı karşıma. Normalde virgülden sonra üç dört basamak gider… "Vay anasını, nasıl denk getirmiş!" dedim önce kendi kendime. Sonra içime bir kurt düştü. On beş bölü iki işlemiyle makineyi denedim. Sonuç: 8. Makine esnaf makinesi olduğu için yuvarlıyormuş… Asapları bozulmuş bir adam olarak çıktım sınavdan, bir kez daha kalmıştım ama komik bir hikayem vardı en azından.

JEST:

Sonraki dönem dersi Erdal Özmen'den aldım. Neşeli bir adamdı, espriliydi. Derslerden birinde çalışkan öğrenci sızlanmaları başladı. Ders çok matematik ağırlıklı olmuş, zorlanıyormuş millet. Benim haberim yok tabii olan bitenden, rakamlar az veya çok fark etmiyor. Erdal Özmen, geyiği bitirip derse dönmek için kesip atma amacıyla, şöyle bir şeyler söyledi: "Siz sınavda çok büyük bir başarı göstererek bu bölüme girdiniz, bunlar size koymaz!" Bu boş laf beni etkilemesin mi? "Tabii lan! Doğru söylüyor adam, ben gerizekalı değilim…" diyerek havaya girdim. Derse asıldım…

Asıldım da… Ciğer gibi asılı kaldım.

Sonra bir başka derste, konudan konuya geçerken "Bu böyle, şu şöyle oluyor… Bu sırada da Ege arkadaşınız da arkada uyuyor!" diye bir laf attı bana. Maksat şakalaşmak mıydı, laf sokmak mıydı bugün bile bilmiyorum. Ama ben bir gururlan! Altı yıldır ilk kez bir hoca ismimi biliyor! "Ulan Ege, doğru yoldasın… İsmini bile kazıdın adamın aklına!" diyerek iyice asıldım.

Finalde de mal gibi kalınca bütünleme için çıktık karşısına… O kadar bitik bir grubuz ki bütünlemeciler olarak, sınav olduğumuz yerde başımızda kimse yok! "Kim kimden kopya çekecek?" diye düşünmüş belli ki.

MİMİK:

Bütünleme kağıdına bakılıyor… Çeşitli işlemlere ufak tefek puan veriliyor. Sayfalar çevriliyor, kağıt boş olduğu için sona geliniyor. Bir daha bakılıyor… Bugün biri o sınav kağıdını bulup uğraşsa hapise bile attırabilir Erdal Özmen'i. "Bu herifi nasıl geçirdin?" diye değil ama… "Bu herifin insan içine çıkmasına nasıl izin verdin?" diye… Pişkin bir öğrenci olarak "Hocam nedir durum?" diye soruyorum. Bir şey demiyor. Sadece gözlerime bakıyor. Değişik katmanlardan oluşuyor o bakış… En üstte "Gerizekalı" onun hemen altında sert bir "Siktir git lan!" var. Ama en altta ışıl ışıl "Bu diplomayı ekonomi alanında kullanmaman kaydıyla geçebilirsin!" diyen ışıl ışıl gözler var. "Aman hocam, ne alakası var… Evde televizyonun üstüne koyacaklar o kadar!" diyorum ben de, gözlerimden süzülen yaşlarla…

Bu yüce insanla son kez kesişiyor yollarımız. Bir daha görmüyoruz birbirimizi… Son dersini de geçmiş bir adam olarak ayrılıyorum odasından.

Gerçi iki gün sonra ders saydırmalarda hata yaptığım çıkıyor ortaya, yaz okulunda bir ders daha almam gerekiyor ama hoca Erdal Yavuz! Konular anladığım konular… Dert etmiyorum.

4 yorum:

Oya dedi ki...

erdal özmen'in ekonometri dersi sabah 8:40 olurdu genelde..
ve ben de yetişemezdim haliyle..
takdir ederdim yetişebilenleri de..
9-9.10 gibi gelir, sınıfın kapısına sandalye çeker oturur, sigara-çay, hocayı dinlerdim..
dummy variable'ı anlattığı günü unutmam mesela, iyi gülmüştüm..
neyse..
kendisi de beni sınıfın kapısında göre göre tanımış ve sevmişti sağolsun..
toplum için tehlike arz etmeyeceğimi anlayınca da kendi halime bırakmıştı..

sevimli adamdı..
erdal yavuz'la adını şimdi hatırlayamadığım bir hoca daha 3ü eküriydi.. alkol severlerdi :)

hey gidi günler hey..
8-9 yıl öncesinden bahsediyoruz..
yaşlanıyoruz.. :)

sizin de iktisat mezunu olduğunuzu bilmiyordum..
nedense hep mühendismişsiniz gibi gelmişti..

neyse..
süper bir yazıydı..
erdal özmen gözümde canlandı..
yüzündeki muzur ifadesi hoştu..
kendisini bu vesileyle hürmetle analım bari..

pisti dedi ki...

yazıyı okurken hem güldüm hem de duygulandım.
Benzerini ben de Econ 460 koduydu galiba Structure diye başlayan ders de yaşamıştım geçen sene. ben de 6 senelik odtü iktisat hayatıma noktayı size ben zer şekilde noktaladım. tabiki büte kaldım. ondan da kaldık(tamamen teknik nedenlerden ötürü). Saolsun Cem Hocamız halime acıdı bir büt daha yaptı geçtik. Hoş final sorularını tekrar sormuş cevapları ezberlememe rağmen tam not alamadım. İktisat bölümünde okumama rağmen bütün Econ ile başlayan derslerden zar zor geçtik. ben de sizin gibi iktisattan anlamadığımı düşünerek bi kaç kez başka alanlara atladım ama olmadı. keşke radyo topluluğunda aktif görev alıp sizinle tanışabilseydim. bana bölümde belki faydası olmasa da hayat için faydalı olabilirdi.
Şuan üstün iktisat bilgimi sunabileceğim bir iş bulamadım.
galiba o bilgiler iş hayatında pek yeterli değil.

vanmemet dedi ki...

erdal özmen'le muhabbetim sadece: seminer dersinde erol taymaz adına yaptığım iğrenç sunumu dinlemiş ve sunumda ne olduğunu tam bilmeden sarfettiğim ve tanımını da yanlış verdiğim "dummy variables" olayına pis pis sırıtmış ve bişey dememişti (daha ekonometri almamıştım). daha sonradan kendisinden bir ders daha aldım ama hiç gitmedim ve baba gibi N/A geldi.

burada anlatanlardan daha iğrenç bir iktisat bölümü tarihine sahip biri olarak garip bir bölüm iktisat,
bir kere bu sistemin sonucu olaraktan zannediyorum hiçkimse
isteyerek hatta bilerek gelmiyor. babası bankacı olup, baba mesleği olarak gelenleri saymıyorum. girdiğim sene en az 100 kişiden sadece 4 kişi 1. tercihinden kazanmıştı.
neyse çok gider bu gereksiz zamanlarım hakkında yazmak. belki yazmaya bile değmez.

beyza dedi ki...

Dersine koşarak girdiğim, ve dersinin olduğu zamanlarda mutlu olduğum, akşamında başka sınavım olsa bile dersini kacırmayacağım hoca. Ama bunun sebebi ekonometriyi sevmem değil, tamamen Erdal Özmen'in film seyrediyor etkisi yapan ders anlatışını sevmem.
Ayrıca o bakışındaki anlamları anlayabildiğin için cok şanslıymışsın. Ben bazen beni sevmediği paranoyası yapıp 3 gün sinirli geziyorum. Ama sonra tekrar beni de sevdiğine inanıyorum. Yani çözemiyorum.
Yazın çok çok güzel olmuş ve derslerde adın geçiyor bilesin:)